Gül Kokusu
Dün gece senden, geçmişten söz ettik
Kalplerimize dokunup geçtin
Bazı şarkılar sensiz söylenmiyor
Gülsek ağlasak olmuyor, bitti
Çok yakınında bir gül var
Çok büyük cok kırmızı
Çok yakınında bir gul var
Çok sıcak cok alımlı; alev gibi
Bazen rüzgarlar bile dinleyip susar
Bazen yagmurlar duyar, gül kokusu konusur
Bazen yıldızlar bakar kayıp gidene
Bazen şarkılar bile güle benzer, tutuşur
Ezginin Günlüğü
SEYİR
Ortalara yakınım... arkam göremediğim kadar karanlık
Yerim fena değil sanırım..
Sesin çatlak bir vazodan sızan sular gibi
Hünerli notalarında boşluğa ilerliyor,karışıyor..
Kendine sorduğun soruların hükmünü kendin bozdun..
Tüm cevapları bir tesadüfe saklayarak
Sözlerin kalabalık ama kimsesiz bir tiratta saklı
Söz çoğalır suretler biriktirir etrafında,
Yani yaşanmışlık dediğimiz aklımızda anı kalan
Ne varsa benim dediğin, buraya gelmek için say..
Acemi bir ışık vuruyor gözlerine şaşırmamalıydın..
Tam da şimdi O'nu öpmen gerekiyordu
Hatırlattığı için değil, benzemediği için..
En sade en olması gerektiği biçimde söylediği için..
Bir söz hiç böyle tonlanmadığı için..
Kolay mı sanıyorsun karşında silikleşerek oturabilmeyi?
Korkaklık değil bu, sadece zoru seçmek
Ve evet sözümüzün olmadığı oyunların biçimli rolleriyiz
eflatun bir hüzün tomurcuğu sarıyor bedenimi.. derken aklıma
keskin erguvan roller çarpıyor, ben koltuğa gömülüyorum..
Kabul et senin de isteğin yok bu oyunda,sadece zamanlama
Ezberin mekanik,hızın katharsisten selama geçme çabası
Söylesene, sözlerini kaç kez gerçekten ateşe attın?
Kaç erguvan öksüz kaldı ve sesin kendin olduğun
zamanlarda en çok neye benzer?
Tını kayıp, uzun süredir..Anlayacaksın..
Sıkılmadım.. tek bir an bile sıkılmadım izlemekten, ama..
Acele soluklarınızda sizler selama geçerken
İzleyenler ayağa fırladı, bense sesimi yazılmamış bir
oyuna devrettim...alkışlayamadım..
Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
Mevlana Celaleddin Rumi
KUM ve KÖPÜK
Düşünceler
Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.
Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.
Anımsamak bir tür buluşmadır.
Unutmak ise bir tür özgürlük.
Yüreğimdeki mühür
kalbim kırılmadan çözülebilir mi?
........
Arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.
Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
İşte böyle bir anda
ya güneş altında çıplak danset,
ya da çarmıhını taşı.
İnsanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.
Şafağa ancak
gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir
......
Bana kulak ver ki,
sana ses verebileyim.
Karşındakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.
Söylediklerimin yarısı beş para etmez;
ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
diye konuşuyorum.
......
Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
Arkasındaki gerçeği görürsün,
ama cam seni gerçekten ayırır.
Haydi seninle saklambaç oynayalım.
Yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
Ancak kendi kabuğunun
ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak
bir işe yaramaz
......
Sözler zamansızdır.
Onları zamansızlıklarını bilerek
söylemeli ya da yazmalısın.
Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
O, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..
Halil CibrAN
Kum ve Köpük - 1926
SİS
Havada uçuyordu
Duvarlardan geçiyordu
Elverdi şatlup / ışıktan geçti
Maya ağacının kökleri üzerinde melaikeler bekliyordu.
Odalarına gir cennet yüreğinin
Yıldızları yad et birbir.
Gecenin derinliklerinde anahtarlar şıkırdar
Hava kızları raksederler
Sis / gökyakutlarda
Sis / rüyalarda
Sis / yasak meyva
Sis / dudaklarda
Hüzün / yüzyıllar boyu
Tövbe / günahlara
Veda / zehirli elma
Gonca / dudaklarda
Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden
Sekiz bulut dağının prensesi
Mevsimlik heveslerini dökmüş çiçeklerin ecesi
Olan olmadı biten de bitmedi.
Gizli bahçelerde lirik bahar senfonileri
Geçmiş - an ve gelecek
Varolmuş ve olacak
Havadis avcısı adamotları topladı kehanet ırmağının kıyılarından
La mekan ! la kuyud !
Salamender'in tılsımı ateşte.
Tozdan geldin toza dön !
Ayna krallığının sihirli tacı görünmez oldu.
Kum yatağında kum. dikenler parçaladı avuçlarını
Silinip gitti.
Yüzü önce / sonra elleri / ve sonra tebessümü bile unutuldu.
Hırs akrebi vahşice kanırttı acımasız, meşum
Kim daha yükseklerde o mu ben mi ?
Başında kainatın sarkacı
Geçmiş - an ve gelecek
Varolmuş ve olacak.
Sekiz bulut dağının prensesi
Mevsimlik heveslerini dökmüş
Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden
Her yerde olan ,hiçbir yerde
Biryerde olan, her yerde
Mevlana
-bu şarkının rengi ne ?? Hiç acıtmıyor değiyor sadece tene..ve.. ve öylece.. ..dingin
-değil mi, o yüzden seviyorum ben de ..
- ben de seni/ =)
<..de ayrı mı?? Ayrı sanırım..Ve hatta hep ayrı(k)…Bir günden diğerine geçiyor günler ve yetinemiyorum bi’kaç saate benim olan..Oldu mu sahi ??... Yani yetinmek nedir ki, çok susayan birinin bikaç yudumla idare etmesi mi?? Hiç bi saat benim değil, zaman hep kendi nehrinde akar zaten…O halde ne ?? Soruların mı var, seni bin soru okyanusunda boğabilirim arkana bakmadan tek hamlede kaçabileceğin kadar..Yok..Yalan.. Bi’ soru sormam gerek.. Yeni bişey yakaladım kendimde öğrendim ki unutmuşum soru sormayı ve hiç yanıt beklememişim sorduklarımdan..Çünkü yanıt beklersen gelmez, öğretilmiştir…
Şimdi sorular ve karmaşa var öyle mi?? Peki soru: Neden çözmüyorsun?...Acelesi yok, adım adım her şey..İlk adım: Merhaba.. Kurguladın mı sahi bunları ? –Yakaladım işte, soru sorabiliyorum- De hadi, dışarı söyle…Dil mühür müdür hep ki açmaya çalıştığında inadına bağlanan..Sanırım.. Bir adım daha: Teklifsiz gelivermek hayata damdan düşer gibi hediye sayılabilir mi? Hayatın kurgusunu bozalım mı seninle?? Şimdi ve hatta şu an.. Ben çocuklar gibi koşmaya başlasam ve tüm dünyanın zillerini çalıp kaçsam..Ve kahkahalarında bir fahişenin beş paraya seni satsam, sonra ben gülsem..Şimdi bu bir adım sayılır mı..Peki hiç tanışmamış olsak mesela.. Adım nedir bir geliş mi? Peki buradayım ben.. Geldim mi? Önce gitme mesafesi belirleyelim.. Ki bu hiç gitmediğimin kanıtı olsun.. Karışık mı?? Değil.. Olduğum yerde duruyorum ben.. İkimizin de izin verdiği yere kadar, biri “dur” diyene kadar.. Peki durma o zaman.. Gelmeye devam ettiğin yere ve zamana kadar buradayım.. Anlaşma mı:Evet..Bir adım daha mı:Şüphesiz.. Ve acelesi yok bildiğim bi bu.. Bırakalım hayatlarımız yerine otursun önce... >
- bu şarkı ılık.. Tekrar dinleyebilir miyiz, rengini anlamak istiyorum =)……
Sen yazgının son kara büyüsü
Teni kanıma işleyen toprak
Bereketli vadilerde kabileleriniz vardı
Kimi zaman teklifsiz genişletiverdiğiniz
Zengindiniz, hiç ah edilmemişti size
Güneşli çayırlar sarhoş ederken benliğinizi
Bilirim kendinİZi arardınız
Sıcaksın lakin yetmez, kokunun tarifini isterim..
Kaç intihardan geçer yolculuğun
Kaç vazgeçiş sarar benliğini, renklerin solarken bir bir
Ve ne zaman gülümsersin bilmek isterim
Kabilenizin en güzel rengiydin../İZ…şimdi karmaşasına düştüğün
Yara izin olmalı evet mutlak bir yaran olmalı, varlığından yana
Ya günah bir sevda ya da erişememe mutlak olmalı
Körlük değil sendeki avaz avaz sağırlık…. günahına dokun..
Parmak uçların işitir her acıyı ki merhemidir deminin
Her kabile gibi cennetinizi aradınız yalnız yolculuklarınızda
Kalkar yürümeye başlarsın kalabalık içinde bi’tek SEN
Şimdi renklerin hoyrat varlığın asi bir kılıçtır…
Can telinden en güzel nota sesin, suretinle örtüşür
Sesini duymaktır isteğim lakin yetmez bu da
Derdim günüm başkadır hep.. bırak ‘’sendekini bileyim’’….
Kara iklimin ayazında sızlayan bir kesikti matemin
Hiçbir sızıya benzemez bildiğin…. bastırdıkça kamaşma gibi
Bir mevsimde kaç hayat yaşadın, kaç gece çıplaktı
Aynalar suret, sen gerçeğini ararsın…
Hiç dokunmamıştı parmakların bu biçim tene rengi sendedir
Lakin bildiğin kırmızı değil bu, çamur alacası
Buyurgan bulur kaçarsın,/ ki yakalayarak keşfine vardığın
her gelişin koşarak gidiştir gölgene..sızlayan yaraların gülümsemesi
Tenin ince bir hançerdir artık dokunduğun her renge..
Alaca bir gece sayıklamasında her birikeni onlar sustukça
Sen gülümserken bileklerinden kanarsın…
Ben sana göre değilim..Çatılarda gezemem..Sana Jüpiter'in çatılarının üstünde gezen bir çocuk doğuramam..Koş, annene git.Dünya O'nun dünyası.Ama O'nun dünyası benim dünyama kapalı.Ben yere daha akınım. Bu topraklardan kopamıyorum çünkü.
Ben toprak meleğiyim.Eskiden kuş olan.Kanatlarımı yalnızca dönüşlerde, dengemi korumak için kullanıyorum.Acele etmeden ulaşacağım oraya. Bir doğuş, bir vaftiz, bir nikah.Bir ölüm....
Stefan Tsanev
Hayat İki Kadındır-1980
İnsan uzaya benziyor..Dünya ile ayın arasından nasıl geçilebilinirse tıpkı öyle; şu an belki de paralel dünyalardan insanlar bizi yarıp geçiyorlar...Birlikte yaşıyoruz aynı anda..Birbirimizi delip geçiyoruz ama birbirimizi görmüyoruz, duymuyoruz..Yalnız bazen bişeyler işitir gibi oluyoruz...
Sanki bişeyler hisseder gibiyiz..Düşlerimizde bişeyler görüyoruz. Ama birbirimize dokunmadan geçebiliyoruz...
...Birbirimizden geçiyoruz dokunmadan..Yalnızca zaman zaman bişeyler işitiyoruz, hissediyoruz ve birbirimizi görmeden geçiyoruz....
..Ve geçiyoruz, ayrı dünyaların insanlarıyız biz ama birbirimize zarar vermeden geçemiyoruz. İçimizde bulunanı boğuyoruz.Birbirimize dokunmadan....
Stefan Tsanev
Hayat İki Kadındır-1980
Şu an çalıştığımız oyundan paragraflar...:))
Yüzünün gizine düştüm bir zaman.......
yollardan ,şehirlerden, kalplerden ve manadan geçtim..
Kalp yorgundur şimdi, tamamlanma vakti gelmiştir.. Suretin tüm manalarında her AN da yeniden